Akıncılar

                  (Yahya Kemal Beyatlı)

BİN ATLI AKINLARDA ÇOCUKLAR GİBİ SENDİK
BİN ATLI O GÜN DEV GİBİ BİR ORDUYU YENDİK

HAYKIRDI AK TOLGALI BEYLERBEYİ “İLERLE”
BİR YAZ GÜNÜ GEÇTİK TURADAN KAFİLELERLE

SİMSEK GİBİ ATILDIK BİR SEMTE YEDİ KOLDAN
SİMSEK GİBİ TÜRK ATLARININ GEÇTİĞİ YOLDAN

BİR GÜN YİNE DOLUDİZGİN ATLARIMIZLA
YERDEN YEDİ KAT ARSA KANATLANDIK O HIZLA

CENNETTE BU GÜN GÜLLERİ AÇMIŞ GORURUZDE
HALA O KIZIL HATIRA GİTMEZ GÖZÜMÜZDE

BİN ATLI AKINLARDA ÇOCUKLAR GİBİ SENDİK
BİN ATLI O GÜN DEV GİBİ BİR ORDUYU YENDİK

 

                             Mavİ Mavi Sevdim Seni

Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kalbim şimdi bir sokak çocuğu
Kelebekleri göç etti gönlümün
Issızlaştı hayat sanki
Sanki, sabahı eksik şiirlerimin.
Sanki, gecesi hep kanayan bir yara
Ve sanki, artık hep kanayacak…
Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim
Çare yok, ağlayacak.
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kapıları kendime ben açamadım
Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni
Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım..
Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım.
Savunamadım seni kimselere
Anlatamadım seni kimselere
Kimsesiz kaldım,En çok da sensiz…
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben..
Sana uyumak,Sana uyanmaktı hayat.
Sıratını geçtim yaşarken korkmadan
Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle
Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile
Tek sen gitme diye
Sonbahar oldum yaprak yaprak
Ağaç oldum köklerimi unutarak
Tesellisiz bir geceye fırlatıldım
Kalbimi dar kafese kapatarak
İçimdeki bir kanarya
Hiç susmadan ağlayacak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına
Beyazında akladım bulutunun
Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.
Bugün sardunyalarım da açmadı
Belki de küskün renklere
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
Sensiz soluyorum anlayacağın
Mavi mavi ölüyorum
Duyuyor musun, orada mısın,
Var mısın, yok musun?
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yanarak, yıkılarak
Aklıma her geldiğinde ağlayarak…
                            

Adını Bilmeden Sevdim

Ben, seni; adını bilmeden sevdim. Ve, “var”lığınla gülüşünü…
Ben seni, yaşını bilmeden, gözünü-kaşını bilmeden sevdim.
Ve, “yar”lığa süzülüşünü.
Ben seni, sesini duymadan sevdim…
Ve duymadan nefesini.
Ben seni adını bilmeden sevdim…
Ama; sevdim!..
Üşüyüşünü sevdim…
Üşüyüşünü sevdim onüçüncü ayın ilk günü;
“Gel, ısıt” deyişini!..
Bekleyişini sevdim beşinci mevsimin gün bitimlerinde, bilerek gelmeyeceğimi…
Akşam alacalarının gönlüne yürüyüşünü sevdim…
Ve, kıpırtısız, karanlığa gömülüşünü sevdim.
Bir de;
“Gel, ışıt” deyişini!..
Ben seni, adını bilmeden sevdim.
İhtiyacım… Cevabım…
İsimler koydum sana; bahar yelim, çiçek tarlam… Gökkuşağım, ışığım… Kuşkanadım, pembe rüyam, çiy tanem…
Seni, adını bilmeden sevince öğrendim; seni sevmek için gerekmiyordu ismini bilmem…
…Sevdim işte!

Ben, seni; yaşını bilmeden sevdim… Yani bilmeden sevdim deden yaşında mıyım, torununla akran mı!
Ben seni, gözünü-kaşını bilmeden sevdim.
Ben seni, sesini duymadan sevdim.

Ve hatta öğrenmeye korkarken, bilmeye kıyamazken seni…
…seni sevdim.
Seni sevdim.

İçime salıncaklar kurdum gönlümün ipleriyle…
Oturdun, sallayamadım; dokunurum diye korkumdan!
Dolaştın boynuma bir sarmaşık gibi; okşayamadım.
…Koklayamadım!
Dalgalarını taramamış olan parmaklarım yabancı saçlarına…
Ve hâlâ bilmiyorum, gözlerin ne renk?.. Hangi yıldızlar mahpus içinde?

Ve ben sana hâlâ seni sevdiğimi söyleyemedim!..
Ama ben seni; adını bilmeden, yaşını bilmeden… Yüzünü bilmeden, sesini bilmeden…
…seni bilmeden sevdim.
Seni, “bilmeden” sevdim!
Senin olmadığın ve benim olmadığım bir sokaktaki köşebaşında çarpıştı duygularımız!
Döküldü içindekiler ve döküldü içimdekiler…
Sen yoktun orda ve ben de yoktum;
Ama sevda vardı!

Ve, ben; seni adını bilmeden sevdim

Muammer Erkul

                                  Papatya Hilesi

Sana soramadığım ‘SEVİYORMUSUN? ’ sorusunu
Papatyalara soruyorum.
Belki de senden ‘korkmamdır’ papatyalarla arkadaşlığımın sebebi.
Belki de bu korkudur hilebazlığıma sebep..
seviyor mu? sorusuna,
Yapraklarını atlayarak kopardığım papatya,
çaresiz veriyor aynı cevabı, her defasında.
Papatyalarda farkında yaptığım hilenin,
onlarda benimle beraber bekliyor,
papatyamın her yaprağının
SEVİYORUM…
diye haykıracağı zamanı,
Papatyaların yetişmediği mevsimlerde bile
hiç değişmeyecek papatya mevsimini,
papatya beyazlığımda günleri, bana vereceğin zamanı…
Dokunduğum her papatya yaprağında güzel yüzünü okşuyorum.
Bu hilebazlığın biteceği günlerin özlemiyle…