Şiirlere romanlara hep konu olmuştur yalnızlık, bazen sayfalar dolusu mektuplarda, bazen de şarkılarda, buruk bir duygu olarak çıkmıştır karşımıza. En son nerede, ne zaman ve nasıl anımsamışsınızdır onu, bilemezsiniz . Hiç olmadık bir yerde ve zamanda, bir ses, bir görüntü veya bir dokunuş alıp götürür sizi, geçmişin derinliklerine. Orada anımsarsınız yıllar öncesinin yürek burkan yalnızlığını.
Saatlerin hiç geçmeyecek, gecenin hiç bitmeyecekmiş gibi algılandığı, kulakların telefonda, gözlerin kapılarda olduğu, anılara gidersiniz. Konuşacak bir insan çıksada karşıma nasılsınız dese, hafiften bir gülümseyerek bana, selam verse. Hissettirse halen yaşadığımı bana, dokunabilsem kendi tenime ve fark etsem var olduğumu halen yalnızlığın koynunda. Geçmişe olan yolculuklarda en çok uğranılan ve derinden hissedilen bir gücün çekim alanlarıdır, geçmişteki yalnızlıklar.Çoğu kere yeniden yaşarsınız sanki, yıllar öncesine ait duyguları. Kalpleriniz yerinden fırlayacakmışçasına çarparken, Tüyleriniz diken diken olur. Bildiğiniz halde nefes aldığınızı Tık nefes olmuş gibi hissedersiniz kendinizi. Sanki boğulacakmışsınız gibi olur, gitmiyor sanırsınız havanın ciğerlerinize. Yani ulaşamıyordur bir türlü, gitmesi gereken yere. Yakar kavurur seni yeniden ve hem de en derinden, anımsadığın yalnızlığına dair duygular. Yeniden hissedersin onu tüm benliğinde, hemde hücrelerine dek tir tir titreyerek. Ne menem bir duygu olduğunu yeniden yaşarsın, yalnızlığın kor ateşinde yanarken.
Bazen bir hapisane ,bazen bir gurbet, bazende bir maden ocagıdır, yalnızlığını içe sığmayan duygularla yaşadığın mekan. Özgürlüğe çıkmak isteyen bir güçtür sanki o, tam da yüreğinde. Sıkıştırır seni sarılarak boğazına, bitsin artık bitsin diyerek zihinini kemiren bir duygu olur. Konuşmak, bakışmak, koklaşmak, hatta kavga dahi etmek istersin, o kadim dostlarınla yeniden. Özlersin onların hayat dolu nefeslerini, bakışlarını , aldırma yahu buda geçer diye, sırtını sıvazlarken ki dokunuşlarını.
Gün olur kalabalıklar arasın da yaşarsın onu, kahkahalar atarak. Sanki gizlemek istermişcesine kendinden dahi, yok sayarmış gibi davranırsın onu. Şakalaşıp, fıkralar anlatarak. İmrenirler sana çevrendekiler. Ne kadarda hayat dolu, şen şakrak birisi olduğunu sanarak. Bilemezler içinde fırtanalar koparan yalnızlığa dair gerçeği, yüzündeki o maskeye aldanarak.
An gelir bir gece yarısıdır yalnızlığını yaşadığın zaman. Sessizliğin koynunda tamda bir rüyanın ortasında. Bilemezsin o an yaşadıklarının gerçek olmadığını, yeniden yaşarsın geçmişe ait tanımlanması zor duyguları. Ancak sabah olupta uyandığında hissedersin, o’na ait tarif edilemez acıları
Bazanda bir hasta yatağında hissedersin yalnızlığını, acılar içinde kıvranarak . Şifa dileyecek bir sesin veya huzur verecek bir elin dokunuşunu beklersin, bir anlıkta olsa yalnızlığını unutturacak. Çocukluğuna ve gençliğine dair sağlık dolu günler, Bir filim şeridi gibi geçer gözlerinin önünden. Ahh.. ben ne yaptım, neden ve nasıl yaptım diyerek, binlece pişmanlığı ardı sıra yaşarsın.
İşte dostlar böyle birşey bu yalnızlık duygusu… Her birimizin geçmişinde kendine ait özel yerleri olan. Kimsenin yalnızlığının diğerinkine benzemediği. Kimsenin yalnızlığını diğerinin hissedemediği. Kimsenin o’na dair acılarını diğerinin bilemediği bu dünyada. sizin çok ta işinize yaramayacak olsada, bir doğruyu tüm içtenliğimle söylemek istiyorum. Belki, bu gerçeği sizden sonrakilere paha biçilmez bir değer olarak, bırakabilirsiniz diyorum. Lütfen ama lütfen hiç unutmayınız ki!… bu gün ,yarın ve daima, kendinizle, yani içinizdeki sizle barışık olun. Onu hiç yoksa kendinizden gizlemeyin. Çünkü siz istemeseniz de bu güne kadar olduğu gibi,o her zaman sizinle olacak. Yine sadece ve sadece o, size bu yaman yalnızlığı unutturacak. Yoksa hepimizin de çok iyi bildiği, ama her nedense yaşarken, pek te farketmek istemediği şey; bu dünya’ya yalnız geldiğimiz ve yine yalnız gideceğimizdir.Ancak unutulmaması gereken de, oraya da yine içimizdeki bizle birlikte gideceğimiz, gerçeğidir.
GÜNÜN SÖZÜ : BİR BEN VAR BENDE BENDEN İÇERU.
YUNUS EMRE
Yalçın Güzelhan